Hastane Odalarında Başlayan Resim Tutkusu Sergiye Taşındı
Bebeklik döneminde başlayan ve TMEM173 genindeki mutasyonlara bağlı olduğu belirtilen hastalık nedeniyle yıllar içinde parmaklarının bir kısmını kaybeden Yunus Can, henüz 1 yaşındayken hastalıkla tanıştı.
Türkiye’de uzun süre kesin tanı konulamayan Can, 2015 yılında ailesiyle birlikte Amerika Birleşik Devletleri’ne gitti. Burada yapılan kapsamlı tetkiklerin ardından SAVI hastalığı tanısı konulan Can’ın tedavi süreci de uzun yıllar ABD’de devam etti.
Can, 12 yıl boyunca her ay Denizli’den Amerika Birleşik Devletleri’ndeki bir hastaneye giderek ilaç tedavisi gördü. Zorlu tedavi sürecinde hastane odaları ve koridorlarında resim yapmaya başlayan Can, yaşadığı güçlükleri sanatla aşmaya çalıştı.
3 Parmağını Kaybetti, Resim Yapmayı Bırakmadı
2008 yılında, henüz 12 yaşındayken resim yapmaya başlayan Yunus Can, hastalığı nedeniyle 3 el parmağını kaybetmesine rağmen kara kalem çalışmalarını sürdürdü. İki parmağıyla çizim yapmaya devam eden Can, herhangi bir sanat eğitimi almadan kendi çabasıyla kendisini geliştirdi.
Yıllar boyunca hazırladığı kara kalem eserler, Merkezefendi Belediye Başkanı Şeniz Doğan’ın destekleriyle Merkezefendi Kültür Merkezi’nde sergilendi. "Yunus Can’ın Kaleminden Karakalem Portre" adlı sergi, sanatseverlerden yoğun ilgi gördü.
Kaymakam Demir Sergiyi Ziyaret Etti
Yunus Can’ın yaşam mücadelesini ve sanat azmini eserleriyle ortaya koyduğu sergiyi Merkezefendi Kaymakamı Abdullah Demir de ziyaret etti. Çalışmalar hakkında bilgi alan Demir, Yunus Can ve ailesini azimleri nedeniyle tebrik etti.
Kaymakam Demir, "Yunus Can’ın Dünyada yalnızca 22 kişide görülen, Türkiye’de ise daha önce iki kişide tespit edilen bir rahatsızlığı var. Yunus, bu hastalığın tedavisiyle ilgili çok büyük zorluklar yaşıyor. Çünkü hastalığın tedavisi konusunda Amerika’da bazı deneysel çalışmalar yürütülüyor. Yunus, babasıyla birlikte 2015 yılından itibaren 12 yıl boyunca her ay Amerika’daki bir üniversitede, bu hastalığa yönelik deneysel tedavi yöntemini uygulayan bir merkeze gidiyordu. Aynı rahatsızlığı yaşayan kardeşimiz de Türkiye’de tedavi konusunda yaşadığı zorluklar nedeniyle Almanya’ya taşındı. Şu anda Yunus, Türkiye’de bu hastalığı yaşayan tek kişi. Tıbbi adı SAVI olarak ifade edilen bu nadir hastalıkla mücadele eden Yunus, yaşadığı tüm acılara rağmen sanata sığınıyor. Sanat sayesinde acılarını bir nebze olsun unutuyor ve birbirinden güzel eserler ortaya çıkarıyor. Yunus’un bu zorlu mücadelesinde ortaya koyduğu eserleri görmek bizleri mutlu etti" şeklinde konuştu.
“Türkiye’de SAVI Hastalığı Taşıyan Tek Kişiyim”
Sergisiyle sanatseverlerle buluşan Yunus Can, hastalığı ve resim tutkusuyla ilgili yaşadıklarını anlattı.
Can, "Bu resim sergisini açarken beni yalnız bırakmayan ve sergime gelip eserlerimi gören, güzel dileklerini paylaşan herkese teşekkür ederim. Benim resim sevdam hastane odalarında ve hastane koridorlarında başladı. Dünya’da çok nadir görülen ve Türkiye’de yalnızca benim taşıdığım bir hastalıkla mücadele ediyorum. Dünyada ise bu hastalığın görüldüğü kişi sayısının 22 olduğu biliniyor. Türkiye’de daha önce bu hastalığı yaşayan başka kişiler daha vardı. Ancak o tedavi süreci için yurt dışına gitti. Şuanda Türkiye’de bu hastalığı taşıyan tek kişiyim" dedi.
“Resim Yapmak Yaşadığım Zorlukları Unutabilmemi Sağladı”
Sanatın hayatında önemli bir yere sahip olduğunu belirten Can, resim yapmanın yaşadığı zorluklarla mücadele etmesinde kendisine güç verdiğini söyledi.
Yunus Can, "Hastalığımla mücadele ederken kendimi sanata verdim. Resim yapmak benim için hem bir mutluluk kaynağı hem de yaşadığım zorlukları bir nebze olsun unutabilmemi sağlayan bir teselli oldu. Çizimlerimi insanlarla paylaşmak, eserlerimi sergilemek ve kendimi sanat yoluyla ifade edebilmek için elimden geleni yapıyorum. Resme olan ilgim küçük yaşlarda, 2008 yılında başladı. O zamanlar küçük kâğıtlara çizimler yapıyordum. Daha sonra hastanede, hastalığımla mücadele ettiğim dönemlerde kalemimi hiç bırakmadım. Kendi çabamla, zaman içerisinde kendimi geliştirerek bugünlere kadar geldim. Herhangi bir sanat eğitimi almadım. Yalnızca uzaktan eğitim aldım. Geri kalan her şeyi kendi çabamla öğrenmeye ve geliştirmeye çalıştım. Asıl hedefim, eserlerimin satılmasından çok daha iyi yerlere gelebilmek. Yaptığım çalışmaların daha fazla insan tarafından görülmesini, verdiğim emeğin fark edilmesini ve sanat yoluyla kendime güzel bir gelecek oluşturabilmeyi istiyorum. Beni bu yolculukta yalnız bırakmayan ve eserlerimi görmek için sergime gelen herkese gönülden teşekkür ediyorum" diye konuştu.