Yenidevir Gazetesi Genel Almanya Gelsenkirchen Sparkasse Banka Soygununda Ne Oldu? Kasalar Nasıl Delindi?

Almanya Gelsenkirchen Sparkasse Banka Soygununda Ne Oldu? Kasalar Nasıl Delindi?

Almanya’nın Gelsenkirchen kentinde yaşanan banka soygunu, başta Türkler olmak üzere binlerce yabancı kökenli vatandaşı yasa boğdu. Sparkasse adlı devlet bankasının kasalarının hedef alındığı olayda, tam 3 bin 300 özel kasa delinerek açıldı ve yaklaşık 30 milyon dolar değerinde para, altın ve değerli eşya çalındı. Mağdurlar arasında çoğunluğu Türk ve Arap kökenli kişiler oluştururken, yaşananlar büyük bir güvenlik zafiyetini ve iddiaya göre bilinçli hedeflemeyi gün yüzüne çıkardı.

4 Dakika
Okunma Süresi

Almanya’nın Gelsenkirchen kentinde yaşanan banka soygunu, başta Türkler olmak üzere binlerce yabancı kökenli vatandaşı yasa boğdu. Sparkasse adlı devlet bankasının kasalarının hedef alındığı olayda, tam 3 bin 300 özel kasa delinerek açıldı ve yaklaşık 30 milyon dolar değerinde para, altın ve değerli eşya çalındı. Mağdurlar arasında çoğunluğu Türk ve Arap kökenli kişiler oluştururken, yaşananlar büyük bir güvenlik zafiyetini ve iddiaya göre bilinçli hedeflemeyi gün yüzüne çıkardı.

Sparkasse soygunu: Türk ve Arapların kasaları mı hedef alındı?

Gelsenkirchen Sparkasse şubesi, Almanya'nın en güvenli bölgelerinden biri olarak biliniyor. Ancak Noel tatili sırasında gerçekleşen bu planlı soygun, güvenlik algısını yerle bir etti. Soygunun hedefi doğrudan bankanın müşterilerine ait özel kasalar oldu. Üstelik bu kasaların yüzde 95’inin Türk ve Arap kökenli vatandaşlara ait olduğu ileri sürüldü. Mağdurlar, hırsızların kimin kasası olduğunu açıkça bilerek hareket ettiğini savundu.

“Sıradan bir hırsızlık değil, organize ve bilinçli bir operasyon!”

Mağdurlardan Ünal Mete, yaşananları “sadece bir soygun değil, bilinçli bir hedefleme” olarak nitelendirdi. Bankadaki ana kasaya dokunulmazken, yalnızca müşterilerin bireysel kiraladığı kasaların delinerek soyulması büyük kuşku yarattı. Mete’ye göre, bu şube kasıtlı olarak seçildi çünkü kasaların büyük çoğunluğu yabancı uyruklu kişilere aitti. “Kiralama kayıtlarında Türk isimleri açıkça görülüyor. Bunu bilerek geldiler,” diyor.

Devlet bankasında bu nasıl olur? Alarm çalmadı, polis gelmedi!

Soygunda kullanılan makineler ve işlem süresi dikkat çeken detaylardan biri. İnşaat sektöründe çalışan mağdur Cihat Erhan Bostancı’nın verdiği bilgilere göre, banka duvarı profesyonel delici makinelerle delindi ve bu işlem en az 2 saat sürdü. Delme işlemi sırasında yüksek ses, titreşim, yoğun toz ve su kullanımı olması gerektiğini belirten Bostancı, “Bu gürültüyü kimse nasıl duymadı?” diye soruyor.

Daha da çarpıcısı, bankanın alarm sistemi ya hiç çalışmadı ya da görmezden gelindi. Polis karakolunun bankaya sadece 200 metre uzaklıkta olduğunu belirten bir diğer mağdur Güngör Kalın ise “Bu kadar yakında emniyet varken hırsızlar nasıl saatlerce çalışabildi?” sorusunu yöneltiyor. Üstelik banka otoparkına girişin yalnızca özel kartlarla mümkün olduğu, bu kartın kim tarafından kullanıldığının açıklanmadığı vurgulanıyor.

Sigorta yetersiz, belgeler yok, mağduriyet büyük!

Bankanın, kasaları sigortalarken sadece 10 bin avroluk teminat sunduğu, buna karşın kasalarda milyon dolarlık altın, para ve değerli eşyalar bulunduğu belirtiliyor. Ancak mağdurlar, bu eşyaların büyük kısmının faturalı olmadığını, örneğin düğün altınları ya da nakit alınan mücevherlerin belgelenmesinin mümkün olmadığını aktarıyor. Bu da sigortadan tazminat almayı neredeyse imkânsız hale getiriyor.

Emre Yıldırım, Sparkasse’nin kamuya ait bir banka olduğunu vurgulayarak, olay sonrası hiçbir resmi yetkilinin açıklama yapmamasını “başlı başına bir skandal” olarak nitelendirdi. “Alman makamları bize sırtını döndü, medya bizi sessize aldı,” diyor.

Türk vatandaşlarından destek çağrısı: “Hayallerimiz elimizden alındı”

Soygunun ardından mağdurlar sosyal medya ve platformlar üzerinden bir araya gelerek ortak hareket etmeye başladı. Mağdurların yüzde 95’inin Türk olması, olayın Türk kamuoyunda da büyük yankı uyandırmasına neden oldu. “Yıllarca çalışıp biriktirdik, çocuğumuzun geleceğini, ev hayalimizi, düğün paramızı kasaya koyduk. Güvende olsun diye… Şimdi elimizde hiçbir şey yok,” sözleriyle yaşadıkları duygusal çöküntüyü ifade ediyorlar.

Mağdurlar, Türkiye Cumhuriyeti’nden hukuki destek istiyor. Hedeflerinin sadece maddi zararlarını karşılamak değil, aynı zamanda sorumluların ortaya çıkarılması ve adaletin sağlanması olduğunu belirtiyorlar. “Bu sadece bir soygun değil, bizce bu bir ihmal değilse bile, bilinçli bir hedefleme ve sessiz kalınan bir skandaldır,” diyerek seslerini duyurmaya çalışıyorlar.