Yenidevir Gazetesi Genel AİHM’den yine çifte standart

AİHM’den yine çifte standart

İstanbul'da azınlık vakıflarının yönetim kurullarında yer alan 2 kişi, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından din adamı oldukları için görevden alınmıştı. AİHM bu kararın hukuka aykırı olduğuna karar verdi. Ancak senelerdir Yunanistan’daki Müslümanlar kendi müftülerini dahi seçemiyorlar. Türkiye’nin kararı uygulaması için Yunanistan’ın mütekabiliyet esasına uyması bekleniyor.

3 Dakika
Okunma Süresi

AİHM, Türkiye’nin bu uygulamasının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 9. maddesinde yer alan “Din ve Vicdan Özgürlüğü” ile 11. maddesinde güvence altına alınan “Dernek Kurma ve Toplantı Özgürlüğü” ilkelerini açıkça ihlal ettiğine hükmetti. Kararda, kültürel ve dini mirasın korunmasını amaçlayan dernek ve vakıfların yönetimlerine demokratik katılımın, azınlık toplulukları için hayati önem taşıdığı vurgulandı. Söz konusu dava; Fener Rum Patrikhanesi bünyesindeki Zoğrafyon Lisesi, Beşiktaş Panayia Rum Kilisesi Vakfı ve Yedikule Aya Konstantinos ve Eleni Kilisesi Vakfı yönetimlerine seçilen ancak din adamı oldukları için Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından isimleri silinen din görevlilerinin başvurusu üzerine açılmıştı.

AVRUPA TÜRKİYE’YE MÜDAHALE ETMEYE ÇALIŞIYOR

Kararı Yenidevir’e değerlendiren Araştırmacı Yazar Müfid Yüksel, “Lozan’ın 37’den 45’e kadar olan madeleri gayrimüslimlerle ilgili. BM ve AİHM gibi yapılar, bu maddeler üzerinden Türkiye’ye müdahale etmeye çalışıyorlar. 
Türkiye’de gayrimüslimler çok azaldığı için bu maddeler uzun süredir kullanılmıyordu. Fakat son dönemde Patrikhane üzerinden müdahale etmeye başladılar. AİHM’nin son kararı da bu maddeler dayanak gösterilerek verildi. Ancak bu kabul edilebilir bir durum değil” dedi.  

TÜRKİYE TÜM MÜSLÜMANLARIN HAMİSİ

Yunanistan’ın mütekabiliyet esasına uymadığını ifade eden Yüksel, “Batı Trakya’da Müslümanların kendi müftüsünü seçmesine bile izin vermiyorlar. Yunanistan’dan kendi idaresindeki Müslümanların haklarına müdahale etmemesi defalarca talep edildi. Ancak dikkate bile alınmadı. Yunanistan da AİHM’e şikayet edilmeli. Daha önce açılan davalar da olmuştu.  Ancak dişe dokunur kararlar çıkmadı. Dikkat edilecek bir mesele de şu: Lozan’da Yunanistan’daki bizim hamisi olduğumuz insanlar, Müslüman azınlık diye geçiyor. Yani Türkiye, sadece Yunanistan’daki Türk azınlığın değil tüm Müslümanların hamisi. Yunanistan’ın mütekabiliyet esasına uymaması, uluslararası kamuoyuna taşınmalı ve Müslümanların hakları korunmalı” diye konuştu.

AİHM’si Batı Trakya’da’yı neden görmüyor?

Lozan Antlaşması ve 1920 tarihli 2345 Sayılı Kanun açıkça Batı Trakya’daki vakıfların azınlık tarafından seçilen heyetlerce yönetilmesini öngörürken, Atina 1967 cuntasıyla başlattığı ve sonrasında “Tayinli Yönetimler” (Epitropes) sistemiyle kalıcı hale getirdiği bir gasbı senelerdir sürdürüyor. Üstelik bu vakıfları ağır borçlar altında, Atina tarafından göreve getirilen yönetimlerle yıpratıyor. İstanbul’daki Rum Azınlığı için cemaat vakıflarının yönetim kurullarına özgürce seçilme hakkı, AİHM kanalıyla tanınırken sınırın hemen ötesinde, Batı Trakya Türk Azınlığı’na ait asırlık vakıflarda adeta bir “hukuk ve demokrasi kıyımına” imza atılıyor. AİHM’si her zamanki gibi tek taraflı çalışmaya devam ediyor.