Yenidevir Gazetesi Asayiş Antalya’da Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı Davası: Sanığa 30 Yıl Hapis Cezası

Antalya’da Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı Davası: Sanığa 30 Yıl Hapis Cezası

Antalya’da dini nikâhla birlikte yaşadığı kadının 12 yaşındaki kızına yaklaşık bir yıl boyunca cinsel istismarda bulunduğu suçlamasıyla yargılanan O.E., karar duruşmasında 30 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Çocuğu tehdit ederek yaşadıklarını gizlemesini istediği belirtilen sanık hakkında tutuklamaya yönelik yakalama emri çıkarıldı. Davada, mağdur çocuğun rehberlik öğretmenine anlattıkları ve Çocuk İzlem Merkezi’nde alınan ifadesi yargılama sürecinde önemli yer tuttu.

7 Dakika
Okunma Süresi

Antalya’da Çocuğa Cinsel İstismar Davasında Karar Çıktı

Antalya’da kamuoyunu derinden etkileyen çocuk istismarı davasında karar açıklandı. Dini nikâhla birlikte yaşadığı S.S.’nin henüz 12 yaşındaki kızına cinsel istismarda bulunduğu iddiasıyla yargılanan 47 yaşındaki O.E., Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada 30 yıl hapis cezasına mahkûm edildi.

İddianameye ve dosyaya yansıyan bilgilere göre sanığın, aynı evde yaşadığı çocuğa yaklaşık bir yıl boyunca birden fazla kez cinsel istismarda bulunduğu öne sürüldü. Çocuğun yaşadıklarını annesine anlatmasını engellemek amacıyla para verdiği, yurda gönderilmekle korkuttuğu ve annesini öldürmekle tehdit ettiği iddiaları da dava dosyasında yer aldı.

Mahkeme heyeti, sanığa önce 18 yıl hapis cezası verdi. Suçun tehdit altında ve birden fazla kez işlendiği gerekçesiyle yapılan artırımlar sonucunda ceza 33 yıl 9 aya yükseldi. Ancak yasal üst sınır nedeniyle sanığın cezası 30 yıl hapis olarak belirlendi.

İstismar İddiası Bir Yıl Boyunca Devam Etti

Olay, Antalya’da S.S. ile dini nikâhla birlikte yaşayan O.E.’nin, kadının 12 yaşındaki kızına yönelik istismar iddiasıyla gündeme geldi. İddialara göre çocuk, olayların yaşandığı dönemde ilkokul 4’üncü sınıfta eğitim görüyordu.

Sanığın, çocuğun annesi ve kardeşinin uyuduğu sırada da istismarda bulunduğu öne sürüldü. Çocuğun yaşadıklarını kimseye anlatmaması için para verdiği belirtilen sanığın, gerçeği açıklaması durumunda yurda gönderileceğini söyleyerek mağdur üzerinde baskı kurduğu iddia edildi.

Dosyaya yansıyan bir diğer önemli iddia ise ölüm tehdidi oldu. Sanığın çocuğa "Anneni öldürürüm" diyerek tehditte bulunduğu ve bu yolla yaşananların gizli kalmasını sağlamaya çalıştığı belirtildi.

Korku ve baskı nedeniyle bir süre yaşadıklarını anlatamayan çocuk, daha sonra güvendiği rehberlik öğretmenine başvurdu. Çocuğun öğretmenine yaptığı anlatım, olayın ortaya çıkmasında ve adli sürecin başlamasında etkili oldu.

Rehberlik Öğretmenine Anlatınca Adli Süreç Başladı

Mağdur çocuğun yaşadıklarını rehberlik öğretmeniyle paylaşmasının ardından olay yetkililere bildirildi. Öğretmenin, öğrencisinin annesinin birlikte yaşadığı kişi tarafından cinsel istismara uğradığını anlattığını ifade ettiği öğrenildi.

Çocuğun annesi S.S. de kızının anlattıklarının ardından harekete geçerek şüpheli hakkında polise şikâyette bulundu. Başvurunun ardından Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatıldı.

Çocuğun, annesiyle birlikte polise gideceği sırada dahi sanıktan korktuğu için yaşadıklarını gizlemeye çalıştığı belirtildi. Soruşturma kapsamında mağdurun ifadesi Çocuk İzlem Merkezi’nde alındı. Çocuğun burada uzmanlar eşliğinde anlattıkları, soruşturmanın ilerlemesinde önemli rol oynadı.

Savcılık, mağdur çocuğun ve annesinin beyanlarının yanı sıra tanık ifadelerini ve dosyadaki diğer delilleri değerlendirdi. Soruşturma sonunda hazırlanan iddianamede sanığın, çocuğa birden fazla kez cinsel istismarda bulunduğu gerekçesiyle cezalandırılması istendi. Savcılık ayrıca, mahkûmiyet durumunda sanığın bazı haklarının kısıtlanmasını da talep etti.

Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde Karar Duruşması Yapıldı

Dava kapsamında Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen karar duruşmasına mağdur çocuğun annesi S.S. ve taraf avukatları katıldı. Başka bir suçtan cezaevinde bulunduğu belirtilen O.E. ise bu dosyadaki duruşmada hazır bulunmadı.

Duruşmada önceki mütalaasını tekrarlayan cumhuriyet savcısı, mağdurun ve annesinin ifadeleriyle rehberlik öğretmeninin anlatımlarını değerlendirdi. Savcı, sanığın çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan cezalandırılmasını ve eylemlerin birden fazla kez gerçekleştirilmesi nedeniyle cezanın artırılmasını talep etti.

Mahkeme heyeti, dosya kapsamını değerlendirerek sanığa 18 yıl hapis cezası verilmesine hükmetti. Suçun tehdit altında ve birden fazla kez işlenmesi nedeniyle yapılan artırım sonucunda ceza 33 yıl 9 aya çıktı. Yasal üst sınır dikkate alınarak nihai ceza 30 yıl hapis olarak belirlendi.

Mahkeme, sanığın geçmişteki mahkûmiyetlerini ve yeniden suç işlemeyeceğine ilişkin olumlu kanaat oluşmamasını değerlendirerek cezada indirim uygulamadı.

Sanık Hakkında Tutuklamaya Yönelik Yakalama Emri Çıkarıldı

Kararın ardından mahkeme heyeti, sanığın aldığı cezanın süresini ve kaçma şüphesini de dikkate aldı. Adli kontrol tedbirlerinin yeterli olmayacağına hükmeden heyet, O.E.’nin tutuklanmasına yönelik yakalama emri çıkarılmasına karar verdi.

Böylece Antalya’da görülen çocuk istismarı davasında sanık hakkında 30 yıl hapis cezası verilirken, kararın uygulanmasına yönelik adli süreç kapsamında da önemli bir adım atılmış oldu.

Avukat Hande Amioğlu: Çocuğun Adalet Arayışında Yanında Olduk

Karar duruşmasının ardından açıklama yapan mağdur çocuğun avukatı Hande Amioğlu, davanın yalnızca bir ceza yargılaması olmadığını, aynı zamanda çocuğun adalet arayışına destek olmayı amaçladıklarını ifade etti.

Amioğlu, çocuğun rehberlik öğretmenine yaşadığı sorunları anlatmasının ardından öğretmenin sorumlu davranarak durumu aileye bildirdiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

"Bu bizim için sadece ceza yargılamasını devam ettirmek ya da süreci takip etmek değil, bir çocuğun ceza yargılamasında adalet arayışında onun yanında olmaktı. Çocuğumuz rehber öğretmenine yaşadığı sorunları dile getirmiş, öğretmeninin sorumlu davranışı sayesinde bu durum aileye bildirilmiş. Tek ebeveyn ile yaşayan bir çocuğumuz var, annenin bu süreci öğrenmesiyle beraber tarafımıza müracaat etti, şikayetçi olduk"

Çocuğun sanıktan korktuğu için yaşadıklarını bir süre gizlemeye çalıştığını belirten Amioğlu, Çocuk İzlem Merkezi’nde pedagoglar eşliğinde alınan ifadeyle olayın ortaya çıktığını ve yargılamanın sonuçlandığını kaydetti.

Anne S.S.: "Şikayetten vazgeçmedim diye kaçırıldım, dövüldüm"

Davada mağdur çocuğun annesi S.S. de yaşadıkları sürece ilişkin açıklamalarda bulundu. İki çocuk annesi olduğunu belirten S.S., sanıkla yaklaşık iki yıl boyunca dini nikâhlı birliktelik yaşadığını söyledi.

Kızının yaşadıklarını rehberlik öğretmenine anlatmasının ardından öğretmenin çocuk şubeye haber verdiğini belirten anne, kendisinin de emniyet birimlerinden gelen bilgilendirme üzerine adli süreci başlattığını ifade etti.

S.S., sanıkla arasında maddi bir anlaşmazlık da bulunduğunu öne sürerek kendisine şikâyetinden vazgeçmesi yönünde baskı yapıldığını iddia etti. Yaşadıklarını anlatan anne, şu ifadeleri kullandı:

"Çocuk şube beni aradı ve adli süreci başlattım. Bu şahısta benim yaklaşık 8-10 milyon TL param vardı, şikayetten vazgeç paranı al denildi. Çok baskı kuruldu, asla vazgeçmedim. Şikayetten vazgeçmedim diye kaçırıldım, dövüldüm. Bununla ilgili mahkemeler görüldü, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve şiddet gibi suçlardan hapis cezaları aldı"

S.S., şikâyetinden vazgeçmediğini ve kızının yaşadıklarının ortaya çıkarılması için hukuki mücadelesini sürdürdüğünü dile getirdi. Annenin sözünü ettiği diğer suçlara ilişkin açıklamalar, bu davadaki cinsel istismar mahkûmiyetinden ayrı olarak değerlendirilmesi gereken iddiaları ve yargı süreçlerini kapsıyor.

Anne S.S.: "Çocuğumun arkasında durdum sonuna kadar"

Mahkemenin verdiği 30 yıllık hapis cezasından memnun olduğunu belirten S.S., kızının yanında durmak için büyük zorluklar yaşadığını söyledi. Sürecin hem kendisi hem de çocuğu açısından yıpratıcı olduğunu ifade eden anne, adalet arayışını sürdürdüğünü belirtti.

S.S., kararın ardından duygularını şu sözlerle dile getirdi:

"Evimi, her şeyimi kaybettim ama çocuğumun arkasında durdum sonuna kadar. Çocuğum ve benim için yıpratıcı bir savaştı. Sonunda avukatım ve deliller sayesinde bunu ispatladık. Ağlamak üzereyim, çok mutluyum. Yaşadığımı kimse yaşamasın. Bu karar örnek teşkil etmeli, hiç kimse hiç kimsenin çocuğuna el uzatmamalı. Onlar birer bebek onlar masum. Verilen karardan çok memnunum, iyi ki adalet var iyi ki bu devletin başında savcılar var."

Çocuk İstismarıyla Mücadelede Erken Bildirimin Önemi

Antalya’da görülen dava, çocukların maruz kaldıkları istismarı korku, tehdit veya baskı nedeniyle hemen açıklayamayabildiğini bir kez daha gündeme getirdi. Mağdur çocuğun yaşadıklarını rehberlik öğretmenine anlatması ve öğretmenin durumu yetkililere bildirmesi, adli sürecin başlamasında belirleyici oldu.

Uzmanların çocuklarla ilgili benzer durumlarda önem verdiği konular arasında çocuğu dikkatle dinlemek, anlatımlarını sorgulayıcı veya suçlayıcı bir tavırla karşılamamak ve durumu yetkili birimlere bildirmek bulunuyor. Çocukların güvenliğini önceleyen yaklaşım, olası istismar vakalarının ortaya çıkarılmasında önem taşıyor.

Çocukların cinsel istismara uğradığından şüphelenilen durumlarda emniyet birimlerine, savcılığa veya ilgili çocuk koruma birimlerine başvurulabiliyor. Acil tehlike söz konusu olduğunda 112 Acil Çağrı Merkezi üzerinden yardım istenebiliyor.

Antalya’daki davada mahkeme, sanık hakkında 30 yıl hapis cezasına hükmederken tutuklamaya yönelik yakalama emri çıkarılmasına da karar verdi. Karar, çocuğun beyanları, tanık anlatımları ve dosya kapsamındaki değerlendirmeler sonucunda verildi.